Hedef Tahtasındaki Ülke: Muhsin Yazıcıoğlu’nun 21 Yıl Önceki Kehaneti

Ortadoğu’nun kan gölüne çevrildiği, sınırların cetvellerle yeniden çizilmeye çalışıldığı bir dönemde, bazı sesler zamana meydan okuyan birer yankıya dönüşür. Bu seslerden en gür ve en samimi olanı, şüphesiz "Anadolu’nun yiğit evladı" Muhsin Yazıcıoğlu’na aitti. Şehadetinin 17. yıl dönümünde onu rahmetle anarken, 2003 yılında yaptığı o meşhur uyarı bugün kulaklarımızda daha yüksek perdeden çınlıyor: “İran ve Suriye’den sonra hedef ülke Türkiye!”

Faili Meçhul Değil, Faili "Malum" Bir Acı

Takvimler 25 Mart 2009’u gösterdiğinde, Keş Dağları’nda sadece bir helikopter düşmedi; Türk siyasetinin tertemiz kalabilmiş nadir damarlarından biri kesildi. Aradan geçen 17 yıla rağmen, bu şaibeli suikastın üzerindeki sis perdesi tam anlamıyla aralanmış değil. Verilen "namus sözlerine" rağmen adaletin topallaması, yerli işbirlikçilerin ve karanlık odakların hâkim karşısına çıkarılamaması, milli vicdanda derin bir yara olarak duruyor. Ancak biz biliyoruz ki; beşeri adalet gecikse de İlahi adalet mutlaka tecelli edecektir.

İsmet Özel’in Çarpıcı Tespiti

Muhsin Yazıcıoğlu neden hedef seçildi? Bu sorunun cevabını belki de en iyi, fikir dünyamızın dev ismi İsmet Özel özetlemişti: "Türkiye bir şekilde başkanlık rejimine geçtiği takdirde, Yazıcıoğlu’ndan başka bu ülkenin başına geçecek adam kalmadığı için öldürüldü." O, "derin milletin" temsilcisiydi; halkın içinden, halk gibi yaşayan ve sadece "Sonsuzluğun Sahibi"ne boyun eğen bir liderdi. Vaktinden önce bedenen aramızdan ayrılması, aslında Türkiye’nin geleceğine vurulmuş bir prangaydı.

Stratejik Öngörü: İsrail’in Güvenliği ve Türkiye’nin Madenleri

Yazıcıoğlu, 2003 yılındaki BBP Kurultayı’nda ABD’li mevkidaşların açıklamalarını analiz ederken büyük oyunu deşifre etmişti. Irak’ın işgalinin temel nedeninin "İsrail’e yönelik tehditleri bertaraf etmek" olduğunu vurgulayan Yazıcıoğlu, sıranın İran ve Suriye’den sonra mutlaka Türkiye’ye geleceğini görmüştü.

Bugün geldiğimiz noktada, enerji koridorları ve zengin Bor ile Toryum rezervlerimiz üzerine kurulan planlar, onun ne kadar haklı olduğunu kanıtlıyor. 500 yıldır sınırlarımızın değişmediği komşumuz İran üzerinden kurulan denklemlerin asıl hedefi, Anadolu coğrafyasının direncini kırmaktır.

Lordlar Kamarası’ndan Dünyaya Mesaj

O, sadece bir eylem adamı değil, aynı zamanda küresel bir vizyonerdi. 2008 yılında İngiltere’de Lordlar Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Batı’da tırmanan İslamofobi tehlikesine dikkat çekmiş ve tarihe geçecek şu cümleyi kurmuştu:

Alperenlere Miras: Ölçü İslam, Hedef Nizam-ı Alem

Genç nesillere, özellikle de Alperenlere bıraktığı en büyük miras, siyaseti bir "amaç" değil, "İlâyı Kelimetullah" davası için bir "araç" görme ahlakıdır. Yazılarında her zaman adaletin ancak İslam ile mümkün olacağını, birliğin ise hayır getireceğini savundu.

Şehadet şerbetini içerek aramızdan ayrılan Muhsin Başkan’ın ruhu şâd, mekânı cennet olsun. Onun "hedef ülke" uyarısı, bugün milli birliğimizi korumamız için en önemli pusulamızdır.

YORUM EKLE